Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

TANRI HAYVANLARI İNSANLARDAN ÖNCE YARATTI

Tanrı güneşe bir hediye daha vermek istedi ve yeni bir gezegeni, yerküreyi yarattı. Yerküre önce ateşten bir toptu sanki kırmızının en güzel tonu, turuncunun, sarının da.

Bir topaç gibi döndürdü yerküreyi Tanrı.
Döndü, döndü yerküre.
Ateşler saçarak döndü, sonsuza dek dönecek gibi.
Döndü, döndü.

Uzayın donduran sonsuz boşluğunda döndü, döndü ve dönerek soğudu.

Soğudukça büzüldü.
Soğudukça küçüldü.
Soğudukça çatladı, patladı

Bu arada güneş bu yeni gezegenini sevinçle ve mutlulukla izliyor, arada, sırada ilerde başına gelecekleri bildiği için sinsice gülümsüyordu.

Yerküre sıkıştı, genleşti, kırıldı, üzerinde engebeler oluştu. Diğer gezegenlerden su buharı geldi. Su buharı bulut oldu, bulut yağmur oldu, su oldu çukurları doldurdu, denizler oluştu. Denizler güneşin sıcaklığıyla buharlaştı, buharlar bulut oldu yerküreye yağmur olarak yağdı. Toz bulutları geldi, toprak oldu. Toz bulutları ile gelen mineraller toprağı zenginleştirdi ve Tanrı önce mikroskobik canlıları yarattı ve sonra da ilk bitkiyi.
Bitki çeşidi zenginleşince Tanrı bu kez küçük canlıları yarattı. Küçük canlılar çoğalınca da Tanrı kediyi yarattı. Kedi yerküreye iyice alışınca köpeği yarattı ama nedense ikisinin de yüreğine birbirlerine karşı bir korku verdi. Korkunun sonucu bir düşmanlık oluştu aralarında.

Köpek gelince kedi tırnaklarını gösterdi fııfffff dedi köpeğe.
Fıffff.
Hala da fııfffff diyor. İş uzarsa canhıraş bir miyavvvvv da ekleniyor fııffflamaya.

Daha sonra ehli hayvanları yarattı Tanrı, daha sonra da vahşi hayvanları.

Sıra insanoğlunu yaratmaya gelmişti.
Çok düşündü Tanrı.
Düşündü.
Düşündü.
Düşündü.
Düşündü, taşındı.

Ve Tanrı sonunda insanoğlunu yarattı.
Ve de hayvanlara vermediği pek çok özellik verdi ona ama hayvanlara verdiği pek çok özelliği ve güzelliği de esirgedi ondan.

Mesela matematiksel zekâ, sanatsal zekâ verdi ama duygusal zekâyı, içgüdüyü azalttı.
Koku ve işitme duygusunu az verdi, el becerisini fazla.
Hayvanlarda çok daha güçlü olan hatırlama, unutma yeteneğini de verdi insanoğluna.

İnsanoğlu unutur, hayvan unutmaz.

Mesela bir hayvan yaptığı bir hatayı unutmaz, insanoğlu unutur ve aynı hatayı defalarca yapar. “Tarih tekerrürden ibarettir” atasözü buradan çıkmış olabilir.
Hayvanlardaki güçlü minnettarlık duygusu insanoğlunda karşı tarafın ilk hatasına kadardır.
İnsanoğlu Tanrının ona verdiği matematiksel zekâ ve el becerileri ile de neler yapmadı neler? Önce taşları oydu, işledi sonra demiri, tuncu, gümüşü ve altını. Ağaçları kesti, odunu ile ev yaptı kendine, dallarıyla ateş yaktı, taşları kırdı, işledi daha rahat evler yaptı, yollar yaptı. Dağları indirdi, taşlarından çakıl yaptı, evlerini yükseltti, apartman yaptı. Bunları yaparken “yerküreme zarar veriyor muyum?” diye hiç düşünmedi.
İnsanoğlu, Tanrının verdiği düşünme yeteneğini ve ileriyi görme yeteneğini işine geldiği gibi kullandı.
İnsanoğlunun dünyaya verdiği zarar 60-70 yıl öncesine kadar sindirilebilir ölçüde idi. Bu son dönemde sanki inadına bir şekilde arttı.
Mesela plastik icat oldu.
Şekerden sonra en büyük düşman ama insanoğlu şeker gibi plastiği de çok sevdi. Plastiği çok sevdiği gibi renk, renk olanlarını daha da çok sevdi. O zehirli boyalarla hem zehirlendi hem de atıkları ile toprağı zehirledi.
Bitkiler zehirlendi, hayvanlar zehirlendi, tek hücreli canlılar zehirlendi.
Eskiden büyükler “ıslak tarlaya girmeyin, hasta edeceksiniz” derlerdi. Şimdiyi konuşursak; insanoğlu bırak hasta etmeyi zehirledi toprağı.

GDO yu icat etti insanoğlu.
Neymiş?
Nüfus artmış, eski usul organik tarımla az ürün alınır, insanlar aç kalırmış.
“Züğürt tesellisi.” Burada akıl züğürdü anlamında kullandım.
Toprak Ana’nın bize verdikleri; her karış toprağı değerlendirip; ziyan etmezsek; insanlara da yeter, hayvanlara da yeter.

Toprak Ana.
Toprak Ana ne kadar güzel bir isim.
Analar evlatlarını besler Toprak Ana da insanoğlunu besliyor. Bu ismi kim vermişse ağzına, beynine sağlık diyemeyeceğim çünkü ben kendimi bildiğimden beri bilirim bu iki güzel kelimeyi. Allah rahmet eylesin demek daha doğru galiba. Nedense bana Hasan Ali Yücel söyledi gibi geliyor.


Kişi ne ederse kendine eder.
Ne ekersen onu biçersin.
Ne verirsen onu alırsın.

Son yıllarda iklim değişti. Depremler arttı, sağanak yağmurlar, seller, heyelanlar arttı. Mevsimlerin tarihlerinin sapması da pek hayra alamet değil.

Yerküre intikam mı alıyor acaba?
Acaba?
Bu kelimeyi düşünmeden edemiyorum. Tanrı insanoğluna ve hayvana akıl verirken dünyayı akılsız bırakmamıştır herhalde.

Gelelim başlığımıza:

TANRI HAYVANLARI İNSANLARDAN ÖNCE YARATTI

Tanrı önce mikroskobik canlıları, daha sonra küçükten büyüğe diğer canlıları yarattı demiştik. Eğer hayvanlar insanoğlundan önce yaratılmışlarsa yerkürede yaşamak önce onların hakkı.
Nasıl onları hor görebiliriz?
Nasıl onları istemezlik edebiliriz?
Nasıl kanunlarla korunan insanoğluna yapılmaması gereken kötülükleri onlara yapabiliriz?
Nasıl hayatlarına son verebiliriz hatta kısırlaştırabiliriz?

Ben yerküreyi de, Tanrının yarattığı canlıları da incitmemek için elimden geleni yapıyorum. Umarım kısa bir zaman içinde insanoğlu da bu bilince kavuşur da yerküreye ve diğer yaşamlara zarar vermekten vazgeçer.

Not: Yerine daha uygun bir kelime bulamadığım için bu yazı içinde kullandım ama “insanoğlu” kelimesini hiç sevmiyorum.
Neden “insankızı” değil de “insanoğlu”?

https://www.facebook.com/alexcolleofficial/videos/vb.45975312435/10152525282517436/?type=2&theater

Ayla Aytuna Congar
17 09 2015


Bu haber 577 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar