Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

ANLADIM

Lise öğrenimim sırasında tam anlamı ile kavrayamadığım tarih dersini; 10 yıl kadar önce, Umberto Eco’nun, Fantastik öğelerle süslenmiş Boudolina adlı tarihi romanını okuduğum 3 gün içinde kavradım. Boydan, boya Avrupa ve Asya’da olup bitenler gözlerimin önünde canlandı.

Osmanlının neden duraklama devrine girdiğini de Muhteşem Yüzyıl Dizisi ile anladım. Biz tarihi basmakalıp öğrendik, diğer dersleri de öyle, nedenini, niçinini araştırmadan. Bu gün belki yine okullardaki tedrisat aynı veya az farklı ama öğrencilerin gözünü açan çok iyi şeyler var. İyi şeyler diye vurguladım çünkü o şeylerin kötü olduğunu haykıran çok insan var. Bir cep telefonunun bile insanın beyin gelişiminde çok olumlu rolü var. Menüsünü keşfetmek, her telefon değiştirişte bunu yeniden keşfetmek, küçümsenmeyecek bir beyin jimnastiği.

Yazık olmuş bizlere.

Osmanlının neden duraklama devrine girdiğini Muhteşem yüzyıl dizisi ile anladım dedim ya, evet, Kanuninin yanlış icraatının Osmanlı Devletinin duraklama devrine girdiğini anladım. Biz tarih kitaplarında, Osmanlının doğal sınırlarına kavuştuğu için duraklama devrine girdiğini okumuştuk.

Meğer gerçek başkaymış.

Eğer Kanuni Pargalı’yı ve iyi yetişmiş Şehzadesini boğdurtmasaydı; Osmanlının durumu bu gün başka olacaktı.

İleriye bakmak gerek, ileriyi görmek.

Kişilerin de kurumların da başarısı ileriyi görmekten geçiyor.

Pargalı’nın yerine koyabileceği bir Vezir-i Azam olmadan, kendi yerine geçecek dirayetli bir şehzade garantisi olmadan onları boğdurmak çok büyük bir hataymış, üstelik suçlu olup olmadıklarını iyice araştırmadan.

Şehzade Mehmet’in yaşayacağına dair bir garantisi mi vardı?
Pargalı’nın o konuşmalarının veya düşüncelerinin kötü niyetli olduğu kesin miydi?

Küçük oğullarının ne karakterde olacağını, sağlıklarının nasıl olduğu, yerine geçerlerse başarılı olma ihtimalinin ne kadar olduğunu bir baba olarak bilmesi gerekirdi.

Belki de Kanuni Muhteşem Süleyman lakabını kendisi hak etmemişti, o lakap Pargalı’nın olmalıydı.

Ayla Aytuna Congar
20 01 2013


Bu haber 1134 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar