Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

İZMİR'İN MÜSLÜMAN OLMAYAN HALKI (4) ESKİ RÖPORTAJLAR

ALESSANDRO PANNUTI

Alessandro Pannuti 1998'den beri İstanbul'da yaşıyor. Galatasaray Lisesi'nde İtalyanca bölümünü kurmuş. Halen Özel Beyoğlu Lisesi'nde öğretmen. Fransa doğumlu. Annesi Fransız, babası İtalyan. İlk ve orta öğrenimini İtalya'da, lise öğrenimini İngiltere'de tamamlamış. İtalya Trieste Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun olmuş.

Sorbonne Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde, '20. yy.'da İstanbul'daki İtalyan Levantenler' başlıklı doktora tezine ise 2000 yılında başlamış. Tezi için 70 kişiyle yüz yüze görüşmeler yapıp, Slvio Messir, Giovanni Scagnomillo gibi Levanten yazarların eserlerini incelemiş.

‘‘Sorbonne'daki hocam Jean-Charles Vegliante, ki kendisi dünyadaki göçmen İtalyan cemaatleri konusunda uzmandır, bana İstanbul'daki Levanten cemaatinden söz etti. Giovanni Scognamillo'yu aradım. Ona göre bu işin bir an önce yapılması gerekiyordu çünkü Levantenler bitmek üzereydi. Amacım İstanbul'daki İtalyan Levantenlerin, İtalyan dilini ve kültürünü sürdürdüğünü ispatlamak. Yüzlerce yıldır burada yaşayan cemaat bitmek üzere. Çünkü gençler yurtdışına yerleşmeyi seçmiş. Son kuşak olarak, çoğunluğunu 65 yaşın üstünün oluşturduğu bir grup kalmış. Gerçekten olağanüstü olan durum, İtalyanların sayılarının giderek azalmasına rağmen asimile olmayıp, toplumla entegrasyona girmemeleri. Bu durumda cemaatin, bugüne kadar sürdürdüğü dil ve kültürle beraber yok olması sonucunu getiriyor.’

İlk belediyeyi ve bankayı onlar kurdu

‘Kendimi eski İzmir'de hayal ediyorum. Fransız profesör Gaston Deschamps, İngiliz konsolos Paul Rycaut, Belçikalı sanayici Charles Verbeke, İtalyan tüccar Giorgio Corsini ve Avusturyalı İtfaiye müdürü Paul Greskowich yüzlerce kez gözlerimin önünden geçiyor. Bu hayallere daldığım kısa süre içinde, İzmirli bir Rum kimliğine bürünüyorum. Punta'nın arka sokaklarındaki iki katlı evimden çıkıp, dar sokaklardan Kordon'a ulaşıyorum. Kordon her zamanki gibi kalabalık. Yol boyunca, herkesi 'bonsoir, buono sera, kalispera, iyi akşamlar' diyerek selamlıyorum. Bir randevum nedeniyle, beş dakika içinde Cafe Kraemer'de bulunmam gerektiğinden, yanımdan geçen atlı tramvaya biniyorum. Tramvay İzmir Tiyatrosu, Alhambra Birahanesi, Sporting Clup, Cafe de Paris, Avcılar Kulübü'nün önünden geçtikten sonra, Cafe Kraemer'in önünde duruyor. Telaşlı bir şekilde tramvaydan iniyorum. Avusturyalı garson, Cafe Kreamer'in kapısında beni güler yüzle karşılıyor. İtalyan misafirimle birlikte garsonun porselen bardakta sunduğu nefis 'Procop' birasını yudumluyoruz. İzmir'in o muhteşem günbatımını kaçırmamak için, burada fazla kalmıyoruz. Akşam yemeğini yiyeceğimiz Sporting Club'ın yolunu tutuyoruz. Güneş, Karşıyaka'nın arkasından batarken ortalığı kıpkızıl bir renk kaplıyor. Bir taraftan bu muhteşem manzarayı seyrederken, bir taraftan da yemeğimizi yiyip, şarabımızı yudumluyoruz. Yemekten Sonra Bella Vista'daki Nea Skene Tiyatrosu'nda güzel bir İtalyan operası izliyoruz.

İzmirli işadamı, Ege Genç İşadamları Derneği kurucu başkanı Bülent Şenocak, Levant'ın Yıldızı İzmir adlı kitabına bu cümlelerle başlıyor. Şenocak'a göre İzmir'in azınlık tarihi 1620'de Sakız Adası'ndan konsolosların İzmir'e gelmesiyle başlıyor.

‘‘Bugün sayıları 100'lerle ifade edilecek kadar azalan İzmirli Levantenlerin İzmir'e sayısız katkısı oldu’ diyen Şenocak şöyle devam ediyor:

‘‘İzmir'de ilk belediye Levantenlerin ve azınlıkların bir araya gelmesiyle oluştu. İzmir'deki ilk bankayı da Levantenler kurdu. (İzmir Bankası- 1847) Madenlerin büyük bir kısmını Levantenler işletti. Levantenler İzmir'de kalsaydı şehir çok farklı olurdu. Avrupa Birliği'ne girme yolunda çok büyük mesafeler kaydedebilirdik. Onlar bizlere uygar yaşamayı, çağdaş olmayı öğrettiler. Levantenler gittiği zaman insanlar uzun süre elbisesini diktirecek terzi, ayakkabısını tamir ettirecek ayakkabıcı bulamadı.’’

M. GIUDICI KAYA - M. GRAZIA BOYMAN

Türkiye’de kendimizi hiç eksik hissetmedik

Onlar iki kardeş. Rinaldo Marmara'nın kuzeni oluyorlar. Türkiye'de doğmuşlar. ‘Dedemiz İtalya'dan Türkiye'ye 1862'de gelmiş. Ticaret yapmak için. Çok başarılı olmuş. Hep Pangaltı'da oturmuş. Mülk edinebilme kanunundan sonra Pangaltı'dan ev almışlar. Biz hala o evin yerinde yaptırılan apartmanda oturuyoruz. Hani caddede Arçelik'le Yataş var ya, işte o apartman.

Arçelik ve Yataş bizim kiracımız. Çalışmıyoruz, kiralar yetiyor.’ Mirella ve Maria yaşamlarını bir çırpıda böyle özetliyorlar. Mirella bir Türk'le evli. Maria ise eş olarak kendi gibi bir Levanten'i seçmiş. İki kız kardeş Türkiye'yi çok seviyorlar. ‘Biz Fransa'ya da, Yunanistan'a da gittik. Orada yabancılara kötü davranıyorlar. Biz Türkiye'de kendimizi hiç eksik hissetmedik’ diyorlar.

ANNAMARIA GENOVESI

Dolmabahçe Sarayı’nın kartonpiyerlerini dedem yapmış

Dedem İstanbul'a 1862'de 22 yaşındayken gelmiş. Kartonpiyer ustasıymış. Türkiye'ye kartonpiyeri getirmiş ve zaten Dolmabahçe Sarayı'nın kartonpiyerini de o yapmış. Ailemiz dedemin mesleği sayesinde para kazanmış. 1935'te yabancılara bazı meslekler yasaklandı. Kartonpiyer ustası sanat işçisi sayıldığı için benim dedem İstanbul'da kaldı, 1914'te Türkiye'de öldü. Ben de Levantenlerin tarihini çok merak ediyorum. Benim kızıma anlatacağım bir şeyler olmalı. Ama bu konuda yazılmış çok az kitap var. Rinaldo Marmara'nın tezi tarihimize ışık tuttu.

MELEK MARISA ELAGÖZ ALTARAS

İlk akıl hastanesini büyük dedem kurmuş


İlk olarak Venedik'ten büyük dedem gelmiş. Doktormuş. Akıl doktoru. Osmanlı padişahını tedavi etmek için çağırılmış. Hangi padişah olduğundan emin değilim. O zamanlar ilk akıl hastanesini de benim büyük dedem kurmuş. Dedem ise mimarmış. Güzelbahçe hastanesi benim dedemin eviydi. Kendi yapmış o evi. San Antonio Kilisesi'ni de o yapmış. İsmi Julio Monceri. Venedik'te öldü. Onun hayatında her şey tozpembe değilmiş. Din ayrımı yüzünden zor günler geçirmiş. Bana gavur bile dediler, derdi. Gavur Allah'a inanmayandır. Benim oğlum asker. Yanlışlıkla kayıt formunu bana gösterdiler. Üzerinde sakıncalı gayrimüslim, yazıyordu. Bu ne demek?

ALEX BALTAZZI

İzmir köftede İtalyan etkisi


Alex Baltazzi, 1936'da İzmir'de doğmuş. Doğar doğmaz İkinci Dünya Savaşı çıktığı için 10 yaşına kadar Atina'da yaşamış. Şimdi İzmir'de turizmle ilgileniyor. Karavan Turizm adında 8-9 şubeli bir turizm şirketi var. Türk-İtalyan Kültür ve Dostluk Derneği Başkanı ve Ege Seyahat Acenteleri Derneği Başkanı olan Alex Baltazzi aile tarihini şöyle anlatıyor:

‘‘Ailem Venedik'ten 1746 yılında gelmiş. Büyük dedemin 11 çocuğu varmış. Ailemin bir kısmı İstanbul'a gitmiş. Banka ve finans ile ilgilenmişler. İstanbul'a ilk bankayı kurmuşlar. İzmir'de de bir kısmı finansla bir kısmı ihracatla ilgilenmiş. İzmir'de kalanlar çok geniş toprak sahibi olmuşlar. 1847'de de İzmir Bankası'nı kurmuşlar. Defalarca Osmanlı İmparatorluğu'na kredi vermişler. Osmanlı gerileme döneminde kredileri ödeyememiş. Ailenin bir kısmı ekonomik sıkıntıya girip, Avusturya'ya göç etmiş.’’

Alex Baltazzi Levanten ailelerin eskiden içlerine kapanık yaşadığını söylüyor. Fakat Levanten nüfus azaldıkça bu içe kapanıklık ortadan kalkmış.

‘‘Ben hep Alsancak'ta oturdum. Ve çok rahat yaşadım. Ben İtalyanım. Ama Türkiye'de yaşıyorum. Türkiye'yi İtalya kadar seviyorum. Arada bir farklılık görmüyorum’ diyen Alex Baltazzi Levantenlerin İzmir'i çok etkilediğini söylüyor. Ve minik bir örnek veriyor: ‘Biliyor musunuz, o çok meşhur İzmir köfte, İtalyan yemeklerindeki soslardan etkilenerek ortaya çıkmıştır.’

MAURIZIO PENETTİ - ELVIO PENETTI

Birçok İzmirliden daha İzmirliyiz


Onlar iki kuzen. Büyük dedelerinin babası İzmir'e Napoli'den gelmiş. İzmir'de deniz levazımat işleri yapmış. Maurizio ve Elvio, Penetti ailesinin beşinci nesil üyeleri. ‘Biz birçok İzmirliden daha çok İzmirliyiz’ diyorlar. Babalarından ve dedelerinden duydukları eski günleri şöyle anlatıyorlar: ‘‘İlk zamanlar Levantenlerde yerel toplumla kaynaşmama eğilimi varmış. İhtiyaç da yokmuş. Çünkü nüfusun yüzde 90'ı gayrimüslimmiş. Eskiden Levanten aileler hep birbirleriyle evlenirlerdi. Yeni, yeni Levantenler Türklerle, Türkler Levantenlerle evlenmeye başladı. Levantenlerin birçoğu çift pasaportlu. Biz hala geçmedik, geçemedik. Geçmemizin bizim için avantajları var. Çünkü mesela yabancı olduğun zaman deniz kıyısından ev alamıyorsun. Memur olmak için çalışma izni almak gerekiyor. Bürokraside zorluklar çıkıyor. 3 günde yapılabilecek bir iş 3 ay sürebiliyor.’ Maurizio ve Elvio Penetti Türkiye'de olmaktan mutlular.

Arada bir ‘Bu ne biçim memleket, iki yılda bir kriz oluyor’ diyorlar ama Türkler ne kadar yakınıyorlarsa onlar da o kadar yakınıyor. Penetti ailesi hep sanayicilikle uğraşmış: ‘‘Dedemiz ilk dizel motoru kuran ve inşa eden kişi. Dedelerimizin o zamanlar yaptıkları, bugün Afrika'nın ıssız ormanlarına gidip, üretim yapmak gibi bir şey.’

MARIKA CORSINI

TSK ve sokak çocukları için çalışıyor


İzmir ve Levanten deyince akla ilk gelen isimlerden biri Marika Corsini. Çünkü o tam anlamıyla bir iyilik meleği. Telefonu hiç susmuyor. İş isteyen, çocuğunu ameliyat ettirecek, evini badana yaptıracak parayı bulamayan herkes onu arıyor. 76 yaşındaki Marika Corsini Türkçe, İtalyanca, Fransıza, İngilizce, Rumca, İspanyolca olmak üzere altı yabancı dil biliyor. 50 yıldır Türk Silahlı Kuvvetleri’ni Güçlendirme Vakfı, İzmir Hastaneleri'ne Yardım Derneği ve Sokak Çocukları Derneği gibi kurumlarda çalışıyor. ‘‘Ben Türk ailelerin içinde büyüdüm. Bütün reis-i cumhurlara çok yakındım. Özellikle Kenan Evren'le ve Kaya Erdem'le... Ailem İtalya'dan, Cenova'dan ve Romanya'dan gelmiş. Ben gelenleri hiç tanımadım. Çünkü büyük dedem bile İzmir'de doğmuş. İlk gelenler benzincilikle uğraşırlarmış. 1937'de Bayraklı'daki gaz depolarımız yandı ve 27 çalışanla beraber babam da öldü. Ben bankacıyım. 18 yıl bankacılık yaptım. Mesleğim gereği benim çok muhitim var. Bankacılıktan ayrıldıktan sonra vakıflarda ve derneklerde çalıştım. Hiçbir zaman İtalya'ya dönmeyi düşünmedim. İzmir'de çok mutluyum. Kocamı 1992'de kaybettim. O da İtalyan Levanten'di. İtalyan başbakanı iki ülke arasında kurduğu ilişkiden dolayı şövalye unvanı verdi.’’

ELI FILIDIS

Müthiş bir zenginlik duyuyorum


Baba tarafım Macar anne tarafım Yunanlı. Babaannemin babası tren yollarının ilk yıllarında tren yolu şefi olarak çalışmış. Annem İkinci Dünya savaşı sırasında Türkiye'ye yerleşen Yunanlılardan. Politik nedenlerle eskiden bizler kendi içimize kapalı yaşardık. Ama çok çabuk açıldık. Çünkü bizim Giritli komşularımız vardı ve bizlere çok benzerlerdi. Çok güzel dostlukların içinde büyüdük. Bana ne hissettiğimi sorarsanız müthiş bir zenginlik duyuyorum.

Ben İzmir'de bir İtalyan Levantenle evlendim. Çocuklarım çok güzel büyüdüler. İzmir'i çok seviyorlar. Onlara yurtdışında okumaları için çok ısrar ettim. Bana 'Biz İzmir dışında yapamayız. Sen olmasan İzmir'de yardımımıza koşacak bir sürü insan var, sokaklar dost kaynıyor' diyorlar. Ben ressamım, sergiler açıyorum, resim dersleri veriyorum. 7 yıldır Alsancak'ta eski bir Levanten konağında oturuyorum. Burası hem atölyem hem evim. Binanın mal sahibi İzmir'in en önemli Levanten ailelerinden Arkas Denizcilik'in sahibi Lucien Arkas. Lucien

Arkas bu evde doğup büyümüş. Ben hemen, hemen her gün bu evde onların nasıl vakit geçirdiğini düşünüyorum. Her yer tarih kokuyor, çok mutluyum.

Kaynakça

Bülent Şenocak. Levant’ın Yıldızı İzmir. Şenocak Kültür Yayını.
www.google.com.tr
www.hurriyetim.com.tr
www.milliyet.com.tr
Resim Kaynakçası
www.google.com.tr
www.gif.com
www.bluepoint.com


Bu haber 2544 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar