Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

KIRMIZI ET İTHALATINDAKİ YANLIŞ

Yiyecek sektörü et ithal edilmesini istiyor hem de ciddi bir ülke sorununu halletmek için çabalıyor görünerek. Türkiye’de etin % 33ü et ürünleri kullanan yemek sektörü tarafından tüketiliyormuş. Et ithal edilmesini asıl isteyen onlar. Bu günkü et fiyatlarına göre düzenledikleri ürün fiyatlarını, ucuz ithal et geldiği zaman düşürecekler mi?
Hiç sanmıyorum.
Ülke tarihinde böyle bir şey yazmıyor.

Son günlerde et ithali gündemi işgal eden en büyük konu. Bu gün et ithalinin gündemde olmasının nedenin eski tarihlerde yapılan et ithalleri olduğunu düşünüyorum. Et ithali yapılabilir ama acil çözüm olarak, kısa vadeli çözüm olarak, hemen çaresine bakılmak üzere.

Asıl yapılması gereken şey ise:
1)- Et fiyatının neden yüksek olduğunun sorgulanması.
2)- Uzun vadede fiyatın ucuzlaması için ne gibi girişimlerde bulunulması gerektiğinin araştırılması.
3)- Sonuç olarak yapılacak en önemli iş hayvancılığı teşvik etmek ve yeniden canlandırmak. Hayvancılığın bitme noktasına gelmesinin bir nedeni canlı hayvan ithalatı olmakla beraber bunu besleyen pek çok neden daha var. Büyük işletmelerin olmaması dolayısıyla maliyetin pahalı oluşu, ev hayvancılığının organize edilememesi Vs gibi nedenler.

Ege Bölgesinin iklimi yumuşak. Kışın hayvan barındırmak daha kolay. Ilıman iklimde hayvan yetiştirmek daha kolay ve verimli. Fazla enerji kaybetmedikleri için gerek et ve gerek süt verimi yönünden daha iyi sonuç veriyor.

Soğuk iklimli yerlerde hayvan yetiştiriciliğinin daha yaygın olmasının nedeni: Tarım yapılacak mevsimin kısa olması, yılda sadece bir kez ürün alınabilmesi, dolayısıyla getirisinin az olmasıdır. Hele bölge dağlık ise tarım yapmak olanaksız gibidir. Ancak kendi ihtiyaçlarına yetecek kadar yetiştirebiliyorlar. Bu durumda olan yalnız doğu bölgelerimiz değil.

Örneğin Afyon kırsalı.

Baharın geç, kışın erken geldiği bir iklim.

Bahçıvanım Afyonlu. Alaçatı’da erken bahar her yeri otla kaplarken onun memleketinde, dağ yamacında açtığı tarlalar kar altında. Alaçatı’da bahçeler ottan temizlenip, sürülüp, ekildiğinde Afyonda karlar yeni erimiş oluyor. Bahçıvan Osman 15 gün izin isteyip, memleketine gidiyor ve ailesine yardım ediyor. Susuz tarım yaptıkları ve yılda tek ürün aldıkları için hayvancılığa önem veriyorlar, karınlarının doyması için de vermek zorundalar.

Kalbi kötü olan kesimlik hayvanlara hormon verip şişiriyor, iyisi hormon vermediği için onun hayvanı daha hafif çekiyor ve daha az para kazanıyor.

Yem pahalı.
Besleyici, et tutucu ya da süt verimini arttıracak yemler, hazır yemler pahalı. Devlet desteği yok, kontrolü yok, kavgadan bunları düşünmeye zamanları yok.

Mecliste dövüşmek hayvancılığı nasıl geliştiririz diye düşünmekten daha eğlenceli herhalde.

Hayvan yetiştiriciliği güneye ve batıya kaydırılmalıdır. Bunun sonunda ortaya çıkacak soğuk bölgelerdeki işsizliği önlemek için bölge halkına sanayi kredisi ve bilgi desteği verilerek yatırım yapması sağlanmalıdır. Böylece göçün de önüne geçilebilir.

Doğulu zenginlerimiz nerde?
Onları göreve çağırıyorum.

Batıda ve Güneyde :
İklim ot yetişmesine daha müsait olduğu için yem bulmak daha kolay.

Aile tipi hayvan yetiştiriciliğinde; baharda otlu tarlaya önce büyükbaşlar sokuluyor, onlar otu sonuna kadar bitiremiyorlar. Ardından küçükbaşlar giriyor tarlaya ve sonuna kadar bütün otları yiyerek tarlayı sürüme hazırlıyorlar. Küçükbaş hayvanları uzun otlu bir tarlaya sokarsanız pek mutlu olmuyorlar çünkü koparıp, koparıp yemek zorunda kalıyorlar ve enerji kaybettikleri için de yoruluyorlar. Kısalmış otları yerinde kemiriyorlar, ağızları da yere yakın olduğu için bu onlar için kolay oluyor.

Bu otlanma ile hem tarla temizleniyor hem de gübreleniyor. Daha sonra sulanan bahçelerde biten yeme uygun otlar da temizlenip, önlerine atılıyor. Böylece bir süre takviyeli ürünün dışında bir yemleme söz konusu olmuyor.

Çiftliği olan bir arkadaşım var. Kiraz Bahçesine, ağaçların dibine Yonca dikiyor. Kiraz Bahçeleri sulanıyor, birlikte Yoncalar da sulanmış oluyor. Münavebeyle yapılan bu işlemde, sulanmamış yerlerdeki Yoncalar biçilerek, kamyonetlere yükleniyor ve ineklere götürülüyor. Dönüşte ineklerin gübreleri alınarak; biçilmiş yoncaların yerine seriliyor. Bahçenin sonuna gelindiğinde ilk biçilen yoncalar yeniden büyümüş oluyorlar.
Bu işlem her gün devam ediyor.

Velhasıl ılıman bölgelerde yapılan hayvancılık daha verimli oluyor.

Gündemde olan bir ülke meselesine parmağımı basmaya çalıştım. 15 sayfalık bir yazıyı 3 sayfaya sığdırmaya çalıştığım için derdimi anlatsam bile yazım iyi olmadı.

Okuyucularımdan özür dilerim.

Ayla Aytuna Congar

08 02 2010

http://www.yerelgundem.com

http://www.izmirmagazin.net


Bu haber 1452 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar