Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim


En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 

KIRKSEKİZ SAAT BEKLETİLEN GEMİ

Dünya tarihinin en alçakça yargılanmalarından biri belki de başlıcası Mithat Pasa davasıdır.
Mithat Pasa, Yıldız’daki uydurma mahkemede, kiralık yargıçlar önünde, yapma ve uydurma suçlardan mahkûm edilir.

Sonradan boğdurulacağı zindana sürgün edilecektir. Bir gemiye bindirilip, gemi kalkar, ama Boğaz’dan dışarı çıkmaz. Kızkulesi önüne gelince demir atar, durur.

Kırk sekiz saat burada yatar gemi, ondan sonra yola çıktığını bir türlü anlayamamışlar. Pek öyle üstünde durup düşünen de yok ya... Mithat Pasa kimdir, ne yapmak istemiştir, Abdülhamit ona neden kızmıştır? Bütün bunlar kimin umurunda...

Ama yine, ne de olsa bir kaç meraklı var. Mithat Paşa’nın bindirildiği geminin kazanı mı patladı, makinesi mi bozuldu, daha yolun başında dibi mi delindi? Nedir, ne oldu da gemi birkaç yüz metre açıldıktan sonra, kırk sekiz saat Kızkulesi açtığında demir atıp durdu?

Yakınlarından olanlar, bir yolunu bulup uygun biçimde bunu Abdülhamit’e sormuşlar, Padişahların en işkillisi ve en kurnazı olan Sultan Abdülhamit:

- ''Mithat Paşa’nın uğruna kendisini feda ettiği millet, bakalım onun için ne yapacak? Mithat Paşa’yı kurtarmaya çalışacak mı? Diye merak ettim de, bunu anlamak için gemiyi hareket ettirdikten sonra Kızkulesi önünde kırk sekiz saat beklettim.'' yanıtını vermiş.

Mithat Paşa’yı, milletinin Anayasayla yönetilmesini istediği için, boğdurulacağı zindanına götürecek olan gemi, kırk sekiz saat değil, kırk sekiz gün Kızkulesi önünde demirli kalsa, kimsenin kilinin kıpırdayacağı yok; Sağır bir ortam, sağırlaştırılmış bir ortam, vurdumduymaz olmuş bir ortam...
Mithat Paşa’nın hapsedildiği gemi, Kızkulesi önünde demirliyken, gazeteler bu karara karşı yayın yapsalar, İstanbul’da küçük bir kıpırdanma, başkaldırma, ayaklanma başlangıcı olsa, kurnaz padişah, Mithat Paşa’yı Taif Zindanına göndermekten vazgeçecek. Ya bir af-ı şahane, ya bir karar değişikliği...

Ama Mithat Paşa’nın kiralık, satılık kalemler, hem de en büyük tanınanları, en ünlüleri, sözde kanun yoluna sokulmuş, bir meşru bicim verilmiş bu essiz siyasi cinayeti savunmakta, onun doğru olduğunu millete ispata çalışmaktadırlar.

Aziz NESIN

http://www.yerelgundem.com

http://www.izmirmagazin.net


Bu haber 30 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar