Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

BİR FUTBOL FANATİĞİNİN HAYAT HİKAYESİ (İkinci Bölüm)

İkinci Bölüm:

Bütün iş omuzlarına yıkılmıştı ama o halinden şikayetçi değildi.
Deliler gibi çalışıyordu.
Bir gün aynanın karşısında kendini inceledi. Yirmi sekiz yaşındaydı ama kırk yaşında gösteriyordu. Ortağının neden o kadar yaşlı göründüğünü anladı. Gelişmemiş ülkelerdeki kötü hayat şartları ve stresti onları yaşlandıran. İçecek temiz bir su bile bulamadığı yerlere gidiyor, ırmakların, göllerin sularından içiyor, bağırsakları bozuluyordu, Günlerce ateşler içinde yattığı oldu. Yine de bu işin bedeli, dört yıl için ünlü bir futbolcu olmanın bedelinden daha ağır değil diye düşünüyordu. Sonunda başarmanın, para kazanmanın mutluluğu, doygunluğu, vardı.

Futbol macerası onun hayat görüşünü olumlu yönde etkilemişti. İşinde başarılı olmasına yaşadığı hayal kırıklığının katkısı büyüktü. Kaybettikleri ona eskisi kadar acı vermiyor, aksine çalışması, başarması için onu kamçılıyordu. Bu günkü çalışma gücünü belki de o hayal kırıklığına borçluydu. Belki de genç yaşında yaşadıklarını yaşamamış olsaydı; bu gün böyle başarılı olamazdı. Belki de o üzüntüleri yaşaması gerekiyordu.

Tek kaybı eğitiminin yarım kalmasıydı.
İşi ona büyük bir genel kültür kazandırmıştı ama bir diploması yoktu. Ortağı işi dolayısıyla yaşadıklarını yazmak istemiyor muydu?
Belki bir gün o da yazardı.
Belki o da bir çiftlik alır, karısı ve çocuklarıyla birlikte orada yaşar, anılarını yazardı.

Hala karısını düşüyor ve onu geri alabileceğini hayal ediyordu. Çocukları anneleri tarafından kaçırıldığında bir ve iki yaşındaydılar. Zengin olup geri döndüğünde onu tanımayacaklardı.
En çok üzüldüğü de buydu.
Onları çok özlüyordu.
Büyüdüklerini, üniversitede okuduklarını hayal ediyordu. Karısı kültürlü ve çok hırslı bir kadındı. Hayvan taciri onun çocuklarını iyi yetiştirdiğinden emindi, onları çok da severdi.

Eski futbolcu annesini anımsadı.
Babası küçük yaşta ölmüş, annesi onu üvey baba elinde büyütmemek için evlenmemiş, o ünlü olduktan sonra evlenerek kendisine yeni bir hayat kurmuştu. Ününü kaybettiğinden beri annesini hiç aramamıştı. Sadece bayramlarda birbirlerine kart atarlar; böylece birbirlerinin hayatta olduklarını anlarlardı. Ondan çok utanıyordu genç adam, en çok annesinden utanıyordu.
Aramama nedeni de buydu.
Annesi de onun hislerine saygı gösteriyor, arayacağı günü sessizce bekliyordu.
İşte bu gün, o gündü.
Genç adam telefonun başına geçti ve annesinin telefon numarasını çevirdi. Kalbi gümbür, gümbür atıyordu.
“Annesine ne söyleyecekti, onunla ne konuşacaktı?”
Onu aramayalı yedi yıl olmuştu.
Bir ara telefonu kapatmayı bile düşündü ama vazgeçti.
İşte annesi alo diyordu.
Hiç ayrılmamış gibi onunla konuşmaya başladığını fark etti. Annesi de aynı şekilde konuşuyordu onunla. İkisi de bu görüşmeden çok mutlu oldular. Annesi sadece:
--“Neden daha önce aramadın oğlum?” diye sordu. Genç adam yeniden doğmuş gibi hissetti kendini. Annesini aramak ona iyi gelmişti.

Annesiyle telefonla konuşmasının ardından yolu ülkesine düştü. Teslim edeceği mallar vardı ve ödemelerle ilgili bazı görüşmeler yapması gerekiyordu. Bir toptancıda gördüğü bir sipariş listesinde gözüne karısının adı ilişti. Kim olduğunu sorarak onun hakkında bilgi aldı. Karısı egzotik eşyalar, yarı değerli taşlar ve bazı küçük tropikal bölge hayvanları satan bir mağaza açmıştı ve işi çok güzeldi.
İyi satış yapıyor, iyi para kazanıyordu.
Genç adamın mal verdiği toptancının en iyi müşterilerinden biriydi. Toptancıdan karısının sipariş ettiği kuşları kendisinin teslim etmesi için izin vermesini rica etti.
Toptancı görmüş, geçirmiş bir adamdı.
Onunla bir yakınlığı olduğunu hemen anladı ve izin verdi.
Kadının, işi bozulduğu için kocasını terk ettiğini, çocukları yüzünden evlenemediğini, sonra bu mağazayı açtığını duymuştu. Kim bilir belki de genç adam onun eski kocasıydı ve bir barışmaya öncülük etmiş olurdu.

Genç adam eski karısının vermiş olduğu siparişleri alarak onun mağazasına gitti.
Kadın onu çok iyi karşıladı.
İşini iyi yapıyor; müşterileriyle ve mal satın aldığı yerlerle ilişkilerini sıcak tutmayı çok iyi biliyordu. Ona ikramlarda bulundu, malları teslim aldı ve hesap gördü.
Genç adam şaşkındı.
Karısı onu tanımamıştı.
O da yüreğinde ona karşı bir sevgi kalmadığını anladı o gün. Demek ki; bu güne kadar onun için hissettikleri yalan bir hayaldi.
Onu unutmuştu.
“Ah çocuklarımı görebilsem” diye geçirdi içinden.

Bir anda istediğinin yerine geldiğini gördü. Çocukları mağazanın kapısından içeri giriverdiler. Okul dönüşü annelerine uğramışlardı.
Yaşlarını hesapladı.
Büyük oğlu on üç, küçük oğlu on iki yaşındaydı. Yaşlarına göre iriydiler ve çok olgundular. Büyük bir nezaketle genç adamla konuştular. Annelerine o gün okulda yaptıklarını kısaca anlattılar ve bir gün önceki sınavdan iyi notlar aldıklarını müjdelediler. Onlara karşı kalbinde büyük bir sıcaklık hissetti. Babaları olduğunu bilmelerini isterdi ama hiç bir şey söylemedi onlara.
Kendisi henüz hazır değildi.
Çocukları da hazır olmayabilirdi.
Onlara kendini tanıtmayı bir dahaki gelişine bıraktı.
Karısını telefonla arayıp, kendisini tanıtırsa daha iyi olacağını düşündü. O da çocukları hazırlardı. “Bunu okulların tatil olduğu bir güne bırakmam daha uygun olur” diye düşündü. Onlara cebinde taşıdığı iki uğur taşını hediye ederek oradan ayrıldı. Çocuklar taşları kendilerine verdiği için çok sevindiler, defalarca teşekkür ettiler. Küçücük bir taşın onları bu kadar sevindirmesi, mutlu etmesi onu şaşırttı.
Biraz da düşündürdü.
Onlarda babalarını özlüyorlardı belki.
Belki de o taşlarını babalarının verdiğini hayal etmişlerdi. Bir daha geldiğinde onlara kendini kesinlikle tanıtacaktı.

İşinin başına döndüğünde çok heyecanlıydı. Artık çocukları için de çalışacak, bir gün onlara ne iş yaptığını gösterecekti. Yaz tatilinde onları alıp buralara getirmek, değişik kültürlere sahip bu ülkeleri göstermek, tanıtmak istiyordu. İsterse karısı da gelebilirdi ama sadece çocuklarının annesi olarak.
Artık bir araya gelmeleri olası değildi.
Kalbinde ona yer yoktu.
Yaz tatili yakındı.
Bir gün karısını aradı ve kendini tanıttı.
Kadın onu tanıyamadığına çok şaşırdı.
Hala inanamıyordu.
O nasıl genç bir delikanlıyken terk ettiği kocası olabilirdi? Eskiye göre ne kadarda iri görünüyordu. Saçlarının rengi açılmış, şakaklarına kır düşmüştü. Kendisi genç bir kız gibiydi, oysa o orta yaşını geçmiş bir adam gibi. Onun çok eziyet çektiğini anladı ve üzüldü. Geçen yıllar genç kadını olgunlaştırmıştı. Şimdi para kazanamadığı ve ününü kaybettiği için ondan ayrıldığına çok üzgündü ama artık yolları ayrılmıştı. En kötüsü de çocuklarını babasız bırakmış olmasıydı. Onlara hem anne, hem baba olabileceğini sanmıştı.
Ama olmamıştı.
Çocukları hep baba özlemini çekmişler, babaları olmadığı için eksiklik duymuşlardı.
Onlara gerçeği anlatmaya karar verdi.
Kendisinden nefret edebileceklerini düşündüğü halde çocuklarına bütün yaptıklarını anlattı.
Çocuklar çok olgundu.
Ona:
--“O gün için herhalde haklı olduğunu düşünüyordun ki; bunu yaptın, pişman olduğuna göre seni affediyoruz” dediler. Yaz tatilini iple çekiyorlar, babalarını görecekleri günü sabırsızlıkla bekliyorlardı. Onunla telefonla konuştular, mektup yazdılar.


Bu haber 1506 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar